itrc2

  • -

itrc2


Facebook

Reha Midilli Kültür ve Turizm Ödülü:
Foça Belgesel Film Yarışması
Son tarih: 2 Nisan 2018...
RM Eğitim Vakfı-DEU RMF Turizm Fakültesi işbirliğiyle...
Ayrıntı için bkz: turizm.deu.edu.tr/duyurular/reha-midilli-kultur-ve-turizm-odulu-2018/
... See MoreSee Less

View on Facebook

ARAŞTIRMA İLE AŞIK OLMA ARASINDAKİ BENZERLİKLER…

10 yıl kadar önce yüksek lisans düzeyinde vermeye başladığım Araştırma Yöntemleri dersinde gençlerin özellikle bahar aylarında dikkatini çekip konuyu daha anlaşılır kılmak için farklı teknikler uygulama gereği duymaya başlamıştım. “Neler olabilir” diye düşünürken araştırma yöntemleri ile aşk arasında bir ilişki olabileceğini tartışmaya başlamıştım. Öğrencilerimden bazılarının kısa kısa aldıkları bu notları birleştirip birkaç madde halinde biryerlerde dosyalamışım.

Dün akşam bilgisayarımı karıştırırken bu ders notlarına ulaştım. Bu süreçte Muğla ve Dokuz Eylül Üniversitelerinin turizm bölümü yüksek lisans öğrencilerinin de katkısı olmuştu. Kendilerine burada tekrar teşekkür ediyorum. Bu yaklaşımın sonuç üzerinde ne kadar etkili olduğunu bilmemekle birlikte, benzerlikleri şöyle sıralama gereği duymuşuz:

Her ikisi de büyük bir heyecanla başlayıp, hiç bitmeyecekmiş gibi devam ederler. Biri aşık olmanın; diğeri de kendine ait bir konu bulmanın ve bunu dünyada araştıranın sadece kendisiymiş gibi düşünerek “dağları biz yarattık!” modunda bir heyecana bürünürler.

Sanki kafa yoracak başka bir şey kalmamış gibi, ikisi de sürekli ilgi duyulan kişiyi/konuyu düşünürler. Biri karşıya ulaşmanın hayalini kurarken; diğeri, çalıştığı konuyu başarılı bir şekilde bitirmenin yollarını ve bitmiş halini canlandırır kafasında. Bu düşünce şekli, gündüz-gece fark etmeksizin, tatilde, yolculukta, işte, alışverişte devam eder.

Her ikisi de, “ilk” olduğu hissine kapılmak isterler. Biri, karşısındakinin kendisine ilk aşık olan kişi olmasını isterken; diğeri de, çalışmakta olduğu konunun sadece ülke sınırlı içinde değil, dünyada da kendisinden başka kimsenin bilmediğini, dolayısıyla çalışmadığını kabul ettirmek ister. Sonuçta, ilk kez milli olmak önemlidir.

İkisinde de kıskançlık had safhadadır. Biri, sevdiğini ottan böcekten kıskanır; diğeri de, çalıştığı konuyu dünyanın en önemli olayıymış gibi gizlemeye alır. Konuyu olabildiğince saklar, yan oda komşusuyla bile paylaşmak istemez. Nedeni, dünyanın en büyük aşkını yaşıyor ve en önemli konusunu çalışıyor olmanın başkalarının gözündeki gizemli ortamını bozmamaktır.

İkisi de büyük sabır ve ilgi gerektirir. Nasıl ki karşıdakine ilgi gösterilmediğinde ilişki biryerlerde kesintiye uğrar, araştırmada da ilginin başka yönlere kayması sonucunda ortaya çıkan kesik kesik ya da yüzeysel çabalar araştırmanın hüsranla sonuçlanmasına neden olabilecektir. İkisini de canlı tutmak ve başarılı bir sonuca gitmek için de sabır gösterilmesi önemlidir.

İkisinde de doyuma ulaştıktan sonra uzaklaşma olasılığı yüksektir. Monotona dönmüş uzun süreli aşklar böyle olmakla birlikte, sürekli benzer konuları araştırmaktan sıkılmış bir kitle de ortaya çıkabilmektedir. İki grup da, bu durumda, farklılıklar arama yoluna gidebilmektedir. Görüldüğü gibi; sadık kalamama, iki kesimin de temel sorunudur. Ancak bu durum sadece bizi özgü olabilir, nitekim diğer ülkelerde durum tam tersidir. Araştırmanın ömürboyu aynı konu üzerinde çalıştığı da bilinmektedir.

Yine de, her ikisinde de, ilgi ana unsur üzerinde devam ederken, ya sıkılmaktan dolayı ya da ortaya çıkan tıkanmadan dolayı, arasıra kaçamaklar kendisini gösterebilmektedir. Sevgilisinden sıkılan kendisine maceralar arayabileceği gibi, başka alanlarda kim ne yapmış gibi bir merakın esiri olabilecek geniş de bir araştırmacı kitlesi vardır ülkemizde. Nihai dönüş noktası, yine ana unsur olacaktır.

İkisinde de sadık kalanlar işinin uzmanı kimselerdir. Biri mevcut ilişkisini nasıl daha iyiye götürebileceği konusunda kafa yorarken sadık kalmayı başarmışken, diğeri de en başından aldığı bir konunun bütün ayrıntılarına inerek ortaya daha nitelikli bir çıktı koyabilmenin ve alanında bu konuda anılan bir isim olmanın mutluluğunu yaşamak için, istese de istemese de, sadakata önem verme gereğini duyar.

Her ikisi de bitti derken, yeniden başlayabilir. Doğal olarak bu durum, iki kişinin birbirine bakış açısına ya da birbirini nasıl anladığına bağlı iken; araştırmada ise, araştırmacının araştırmadan ya da yaptığı işten ne beklediğine bağlıdır. Biri geçmişte yaşananlara saygı duyarken ya da değişimi riskli görürken yine başa dönebilir; diğeri de, yeni bir konu bulmanın fırsat maliyetini göze alamayıp yarım bıraktığı bir önceki araştırmanın peşinden tekrar gitmek isteyebilir.

Diğer taraftan, iyi kontrol edilemezse, ikisi de hüsranla sonuçlanabilir. Büyük beklentilerle başlayan bir aşk ortaya hangi sonucu çıkarırsa, yine büyük beklentilerle başlanan bir araştırma da beklendiği zamanda ya da şekilde tamamlanamazsa sonuç farklı olmayacaktır. Bu durum, her iki kesim için de, psikolojik çöküntüye neden olabilir.

İşin estetik tarafına bakılacak olursa, ikisinde de çekicilik önemlidir. Aşık bir genç, karşısındaki kişiyi kendisi açısından ne kadar güzel ya da yakışıklı görmek isterse, bir hakem ya da okuyucu da bir araştırmanın bitmiş ve yayın haline getirilmiş halini o derece çekici görmek ister. Bu çekicilik, kullanılan yazım biçiminden kaynakça çeşitliliğine dilin niteliğinden araştırmanın içeriğine kadar birçok özelliği kapsayacaktır.

Son olarak, aşk konusunda çapkınlık yapanlar ile sık sık araştırma konusunu değiştirerek farklı konuları kendilerine alışkanlık haline getirmiş olanlar arasında doğrusal bir ilişkinin olup olmadığının ise, meraklıları için araştırılması gereken ama çok da önemli olmayan bir konu olduğunu söyleyerek son noktayı koyalım…

İyi araştırmalar…

Prof.Dr. Metin Kozak
... See MoreSee Less

View on Facebook

Foça Konferansları - III
"Sosyal Bilimlerde Araştırmanın Mantığı"
Prof.Dr. Asker Kartarı
15 Aralık 2017 Saat:14:00, Foça-İzmir...
Herkese açıktır. Önceden kayıt yaptırılması rica olunur...
... See MoreSee Less

View on Facebook

LİSANSÜSTÜ TURİZM EĞİTİMİNDE YENİDEN YAPILANMA MÜMKÜN MÜDÜR?
1960’lı yıllar ile birlikte yurtdışından dilimize ve üniversite sistemimize giren “turizm-otel işletmeciliği” isminin, turizm fakültelerinin kurulmasıyla en azından lisans düzeyinde kısmen ortadaN kalkıyor olması sevindirici bir gelişme (her ne kadar bölüm isimleri işletme mantığından henüz kurtulamasa da!). Sıra, yüksek lisans ve doktora programlarında yapılacak isim değişikliğiyle hem ders hem de tez içeriklerinin işletme-iktisat egemenliğinden kurtarılmasında. Bu kapsamda sabahki bir tez izleme toplantısında yaptığımız fikir alışverişinde ortaya “rekreasyon ve turizm araştırmaları” başlıklı yeni bir yapı ortaya çıktı. Böylelikle turizm, akademik-bilimsel anlamda özgünlüğünü daha rahat bir şekilde ortaya koyarken, diğer alanlara da eşit uzaklıkta olduğunu göstermiş olacaktır. Böyle bir yapıyı destekleyecek diğer alanlardan güncel isimler de bulunmakta: Tarih ve medeniyet araştırmaları, iletişim araştırmaları, Ortadoğu araştırmaları, kadın ve aile araştırmaları, toplumsal cinsiyet çalışmaları gibi. Turizm ile ilgili mevcut yüksek lisans ve doktora programlarının “Rekreasyon ve Turizm Araştırmaları” ya da "Boş Zaman ve Turizm Araştırmaları" (iki kavram arasındaki organik bağı söylemeye gerek yok) adı altında yeniden örgütlenmesiyle birlikte, hem turizmin akademik bir kavram olarak bilimsel konumu hem de bir eğitim alanı olarak turizm fakültelerinin bölümleri daha da güçlendirilmiş olunacaktır…
... See MoreSee Less

View on Facebook

ANATOLIA FAALİYETLERİ (1990 – 2017)

FAALİYET ADI
BAŞLANGIÇ YILI
SAYI
1990
74 sayı
1997
52 sayı
2000
210 sayı
2002
13 seminer
2002
8 kongre
2006
7 kongre
2008
22 ödül
2008
6 ödül
2009
12 konferans
2010
3 kongre
2010
8 yarışma
2012
5 kongre
2014
12 konferans
2016
170 kitap